CHP Tarım ve Orman Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Üreticilerin hayvanlarını kesime göndermesiyle et ve süt krizinin kapıda olduğunu açıkça görüyoruz. Eğer bu gidişat acilen durdurulmazsa, Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılığı daha da artacak, tüketiciler daha pahalıya et ve süt ürünleri tüketmek zorunda kalacak” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tarım ve Orman Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, “Süt üreticileri, son yıllarda giderek artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi verirken, çiğ süt fiyatlarındaki düzenlemelerin gecikmesi sektörü derin bir krizle karşı karşıya bırakmıştır. Çiğ süt fiyatlarına yeterli destek sağlanmaması, maliyet artışlarının görmezden gelinmesi ve Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) aldığı gecikmeli kararlar, yalnızca süt üreticilerini değil, tüm ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor. Üreticilerin hayvanlarını kesime göndermesiyle et ve süt krizinin kapıda olduğunu açıkça görüyoruz. Eğer bu gidişat acilen durdurulmazsa, Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta dışa bağımlılığı daha da artacak, tüketiciler daha pahalıya et ve süt ürünleri tüketmek zorunda kalacak” dedi.
CHP’li Adem, şunları belirtti:
“Son aylarda üreticinin litre başına süt maliyeti 18 TL’yi bulmuşken, fiyat artışının Ocak 2025’e ertelenmesi üreticiler arasında endişeleri artırıyor. Süt ineklerini kesime gönderen üreticiler, yalnızca süt sektörünü değil, et üretiminde de ciddi bir arz sıkıntısı yaşanacağını vurguluyor. Bu durum, Türkiye’nin hem iç piyasadaki süt ve süt ürünleri tedarikini hem de kırsal kalkınma hedeflerini doğrudan etkiliyor.
Ulusal Süt Konseyi’nin üç ayda bir toplanma sözü tutulmamış, Kasım ayında yapılması gereken toplantı Aralık ayına ertelenmiştir. Daha da vahimi, yapılacak fiyat artışının Ocak 2025’e ötelenmesidir. Bu gecikme her gün onlarca üreticimizin üretimden çekilmesine neden olmaktadır.
Rakamlar çarpıcıdır: Son altı ayda yem fiyatları %40’ın üzerinde artış göstermiş, veteriner hizmetleri, işçilik ve enerji maliyetleri katlanarak yükselmiştir. Üreticilerimiz, bir litre süt satışından elde ettikleri gelirle bir bardak çay dahi içemez duruma gelmişlerdir. İktidarın enflasyonla mücadele politikası, maalesef sadece üreticiyi cezalandırmaya yöneliktir. Bu yaklaşım, tarımsal üretimimizi çökertmekte ve bizi gıda güvenliği açısından dışa bağımlı hale getirmektedir. Bu gecikmeler, üreticiyi daha da zor durumda bırakıyor. Ekonomi yönetimi, süt fiyatlarını artırmamak için enflasyon kaygısını öne sürerken, üreticinin maliyetlerini ve geçim sıkıntısını görmezden geliyor. Çiğ süt fiyatlarının yedi aydır artırılmaması, üreticiyi üretimden vazgeçmeye zorluyor. Üreticinin üretimden çekilmesi, uzun vadede hem arz sıkıntısına hem de fiyatların çok daha hızlı artmasına neden olacak.
Üreticilerimizin alın teri karşılıksız bırakılıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin maliyetlere duyarsız yaklaşımı, üreticilerimizi hızla sektörden uzaklaştırıyor. Çiğ süt fiyatlarındaki artışın geciktirilmesi, yalnızca çiftçiyi değil, tüketiciyi de zor durumda bırakacak bir krizi tetikliyor. Türkiye’nin gıda güvenliği için üreticinin yanında durmak, tarım ve hayvancılık sektörünü sürdürülebilir kılmak zorundayız.
Süt üreticilerinin talepleri ise açık:
Çiğ süt fiyatları aylık bazda güncellenmelidir: Üreticinin maliyetler karşısında ezilmemesi için çiğ süt fiyatları, enflasyon ve maliyet artışlarına paralel olarak her ay yeniden düzenlenmelidir. Bu düzenleme, şeffaf bir şekilde yapılmalı ve üreticinin hak ettiği gelir garanti altına alınmalıdır.
Süt destekleme primi artırılmalıdır: Mevcut süt destekleme primleri, üreticinin zararını karşılamaktan uzaktır. Destekleme primleri artırılarak, üreticinin zarar etmesi engellenmelidir. Bu destek, üreticiye doğrudan ulaşmalı ve aracıların kazanmasına izin verilmemelidir.
Yem fiyatlarına müdahale edilmelidir: Yem fiyatları, süt üretiminin en önemli maliyet kalemidir. Yem fiyatlarının kontrol altına alınması, üreticinin maliyetlerini düşürmek açısından elzemdir. Girdi maliyetlerini düşürmek için hükümet acilen harekete geçmelidir.
Hayvan kesimlerinin önüne geçilmelidir: Üreticilerin hayvanlarını kesime göndermesini engellemek için acil destek paketleri hazırlanmalıdır. Hayvan varlığının korunması, yalnızca süt üretimi için değil, aynı zamanda et üretimi için de hayati öneme sahiptir.
Ulusal Süt Konseyi bağımsız bir yapıya kavuşturulmalıdır: Bugün Ulusal Süt Konseyi’nin aldığı kararlar, siyasi kaygılar doğrultusunda şekillenmektedir. Bu durum, üreticinin çıkarlarının göz ardı edilmesine ve sektörün krizlere sürüklenmesine neden olmaktadır. Konsey, üreticilerin ve bağımsız uzmanların ağırlıkta olduğu, şeffaf bir yapıya dönüştürülmelidir.
Unutmayalım ki, süt üretimi, yalnızca üreticinin değil, tüm toplumun meselesidir. Süt üreticisinin ayakta kalması, gıda güvenliğimizin ve milli ekonomimizin teminatıdır.”
GÜNCEL
06 Nisan 2025GÜNCEL
06 Nisan 2025SİYASET
06 Nisan 2025MEDYA
06 Nisan 2025SİYASET
06 Nisan 2025GÜNDEM
06 Nisan 2025GÜNDEM
06 Nisan 2025